Soğuk suda yüzme modası, özellikle İstanbul’da trend haline gelmiş durumda. Ancak uzmanlar, bu eğlenceyi herkes için uygun olmadığını belirtiyor. Soğuk suyun ani şok etkisi, kalp ve sinir sistemi üzerinde risk yaratabiliyor.
Prof. Dr. Davran Çiçek, soğuk suya ani girişte ortaya çıkan “cold shock” tepkisinin ilk 13 dakika içinde geliştiğini belirtti. Bu durum, kalp hızı ve tansiyonun yükselmesine, kalp atım hızının saniyeler içinde yüzde 50’ye kadar artmasına yol açabiliyor.
Dr. Öğretim Üyesi Doğaç Okşen, düzenli soğuk suya girenlerin kendilerini daha iyi hissettiklerini söylediğini belirtti. Ancak bu etkiler kişisel deneyimlere dayanıyor ve soğuk suyun bağışıklığı kalıcı olarak güçlendirdiğine dair güçlü bilimsel kanıt yok.
Dr. Öğretim Üyesi Emir Ruşen, soğuk suya girmenin norepinefrin artışı sayesinde zihinsel uyanıklığı ve dikkati artırabildiğini söyledi. Düzenli uygulandığında otonom sinir sistemi üzerinde olumlu etkiler görülebiliyor; stres anında kalp ve solunum kontrolü daha dengeli hale gelebiliyor.
Ancak bunlar herkes için geçerli değil. Parkinson, diyabetik nöropati, otonom sinir sistemi bozuklukları, POTS ve epilepsi riski olan bireylerde ani soğuk, kalp ritmini ve solunumu bozabilir, bayılma ve nöbet riskini artırabilir. Soğuk su, nörolojik ağrıları ve el-ayaklarda damar spazmlarını tetikleyebilir.
Editör Notu: Soğuk suda yüzmenin risklerini bilerek hareket etmenin önemli olduğunu hatırlatmak isteriz. Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu olanlar için soğuk denize girmek ciddi risk taşıyor. Sağlıklı bireyler bile yavaş yavaş suya girip kısa süre kalmalı ve suya yalnız girmemelidir.
Gelişmeleri kaçırmamak için GÜNDEM ÖZETİ ana sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Konuya ilişkin resmî bilgiler için Resmî Gazete ve T.C. Cumhurbaşkanlığı duyuruları takip edilebilir.