Ali İlker Bulut, ABD’de yayımlanan uluslararası bir bilimsel makalede yer alan Marmara Denizi deprem olasılığına ilişkin değerlendirmeler hakkında açıklamalarda bulundu. Söz konusu çalışmada, önümüzdeki 30 yıl içinde Marmara Denizi’nde 7,3 büyüklüğünde bir deprem olasılığı yüzde 35, zamana bağlı istatistiksel hesaplamalarla ise yüzde 47 olarak ifade edildi.
📊 Bilimsel Makalede Ne Söyleniyor?
Araştırmada, Marmara Denizi içerisindeki Marmara Fayı’nda yaklaşık 6 metrelik bir enerji birikimi olduğu belirtildi. Uzmanlar, bu birikimin büyük depremlerin doğal sürecinin bir parçası olduğunu ifade ederken, ne zaman boşalacağına dair kesin bir zamanlama verilmediğini vurguluyor.
🗣️ Ali İlker Bulut: “Panik Oluşturacak Bir Uyarı Yok”
Jeofizik Mühendisi Ali İlker Bulut, makalenin kamuoyunda yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu çalışma tamamen istatistiksel bir analizdir. Kısa vadeli ya da yakın zamanda olacak bir depreme dair doğrudan bir uyarı içermemektedir. Ayrıca kullanılan veriler, Türkiye’deki resmî kurumların uzun yıllardır topladığı verilerdir. Bu nedenle makaleden yola çıkarak ‘hemen olacak’ şeklinde bir deprem uyarısı yapılmasını doğru bulmuyoruz.”
⚠️ Marmara Gerçeği Değişmiyor
Uzmanlar, Marmara Denizi ve çevresinin Türkiye’nin en yüksek deprem riski taşıyan bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Ancak bu riskin, belirli bir tarih ya da kısa vadeli alarm anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor.
Bilim insanlarına göre esas odaklanılması gereken konu:
-
🏗️ Depreme dayanıklı yapılaşma
-
📐 Kentsel dönüşümün hızlandırılması
-
🚨 Afet bilinci ve hazırlık
olmalı.
📌 Uzmanlardan Ortak Mesaj
Depremin ne zaman olacağının kesin olarak öngörülemeyeceğini belirten uzmanlar, riskin yönetilmesinin mümkün olduğunu ifade ediyor. Marmara için yapılan bu tür çalışmaların, uzun vadeli planlama ve risk azaltma stratejileri açısından önemli olduğu belirtiliyor.
📝 Editör Notu
Bu haber, uluslararası bir bilimsel çalışmanın bulgularına ve Jeofizik Mühendisi Ali İlker Bulut’un değerlendirmelerine dayanmaktadır. Çalışma, kısa vadeli bir deprem uyarısı değil, olasılık temelli bilimsel bir analiz niteliği taşımaktadır.